بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Suâl: Üstad Bediüzzaman Kıyametin Tarihini Vermiş Midir ?
Cevap: “Üstad Bediüzzaman falanca tarihte kıyametin kopacağını söylemiş.” deniliyor.
Hayır, öyle bir şey yok. Kastamonu Lâhikası’nda bir hadisin işaretini yaparken –ki bu konuda ebced-cifr meselesini de izah etmek lazım, çünkü orası da eleştirilen bir noktadır– orada geçen ebced ve cifri tarih meselesi şudur:
Risale-i Nur’un bazı yerlerinde, bir hadisin işarî mânâları anlatılırken, o işarî mânânın ebced değeri hesaplanarak bazı tarihlere tevafuk ettiği ifade edilir. Bahsedilen hadis şudur:
“لَا تَزَالُ طَائِفَةٌ مِّنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّىٰ يَأْتِيَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِ”
“Ümmetimden bir taife, Allah’ın emri gelinceye kadar hak üzere galip ve zahir olarak daim olur.”
Bu hadis-i şerifin bazı nüktelerini beyan ederken, özellikle son kısmı –حَتَّىٰ يَأْتِيَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِ– hakkında şöyle bir yorum yapılır:
“Allah’ın emri gelinceye kadar” ifadesi, bazı ayet ve hadislerde kıyamet mânâsında kullanılmıştır. Ancak bu mânâ tek vecih değildir. “Allah’ın emri” başka manalara da gelebilir. Kıyamet de olur, başka büyük hadiseler de olabilir. Ama kıyamet olması da mümkündür. Eğer bu kıyamete işaretse, o zaman başka bazı tevafuklar da bu mânâyı destekler.
İşte ebced hesabı yapılır ve bu ifadelerin ebcedî değeri 1500’lü senelere (hicrî olarak) tevafuk eder. Üstad da şöyle der:
“Allahu a‘lem, bu kıyamete bir işarettir.”
Bu cümle, yalnızca bir ihtimal beyanıdır. Üstad, “işarettir” derken kesinlik ifade etmez. Ebced hesabı kat’i değildir. Sadece bir işarettir, delil değildir.
Kendisi de orada diyor:
“Kıyametin vaktini kimse kesin olarak bilemez.”
Delilin yalnızca işaretini söylemiştir; fakat bu, “mutlaka böyledir” demek değildir. Lafzın böyle bir mânâya ihtimali vardır. Bu da zaten çok zayıf bir işarettir. Üstad Hazretleri’nin asıl görüşü bu değildir. Muhakemat’ta şöyle der:
“Kırka razı değiliz. La akall, bin isteriz.”
Yani, Hazret-i İsa’nın nüzûlüyle beraber İslâm’ın bin sene hâkimiyeti Allah’ın hikmeti bunu iktiza eder, der. Bu da kati değil ama hikmet-i İlahiye noktasından beyan edilen bir mülâhazadır.
Burada iki mühim nokta vardır:
1. Lafzın Tarihe Olan İşareti Meselesi:
Yani bir lafzın tarihî bir hadise veya zamana işareti olabilir. Bu işaret zayıf da olsa bir anlam taşır. Fakat bu, “kesin hüküm” değildir. Sadece diğer delillere yardımcı bir işaret olarak zikredilir.
Üstad Hazretleri de sadece “tasdik ederek” değil; lafzın mânâsı buna delâlet ediyor demektedir. Mesela, ulemanın birçok kitabında şöyle ifadeler geçer:
“Bu rivayet buna işarettir.”
Fakat aynı âlim, sonra şöyle der:
“Bu mânâ sahih değildir.”
Yani delilin işaret olması başka bir şey, o işaretin tasdiki ve “hakikat budur” denmesi başka bir şeydir. Bu ikisi karıştırılmamalıdır. Zira kıyametin vakti meçhuldür. Belli değildir. Bu vakitte olur diyemeyeceğimiz gibi, olmaz da diyemeyiz.
2. Kıyametin Vaktini Bilmek Kimseye Verilmemiştir:
Bu, gaybtır. Levh-i Mahfûz’da dahi açıkça yazılı değildir. Dolayısıyla Üstad Bediüzzaman’ın böyle bir şey söylediği iddiası iftiradır. Çünkü kıyametin vaktini bildiği ve söylediği yoktur. Bu, kıyametin vaktini bilmeye dair gelen nebevî nasslara da muhaliftir. Ulemanın birçok eserinde de bu usul vardır.
Mesela:
• İbn Hacer Heytemî – Fetâvâ’l-Hadîsiyye
• Celâleddîn Suyûtî – el-Hâvî
Bu eserlerde Mehdî ve İsâ aleyhisselâm’ın zuhuru ile ilgili hadisler yer alır. Orada bazen tahminî ve takribî tarihler zikredilir. Bu da tahmin ve yakınlaştırma kabilinden bir beyan olup, kesin hüküm ifade etmez.
İşte burası çok önemli bir noktadır. Çünkü bazı kimseler, “Kıyametin vaktini kimse bilemez” diyerek, bu bahaneyle ahir zamana dair gelen bütün hadislerin uydurma olduğunu iddia ediyorlar. Bu da bir başka uç hatadır. Ne zaman öleceğini biliyor musun? Hayır, bilmiyorsun. Ama diyorsun ki: “Şu anda bir sağlık sorunum yok. Normal şartlarda büyük bir şey olmazsa, Allahu a‘lem, belki bir 20-30 sene daha yaşarım.”
Vakti saatini bilmiyorsun ama bir takribî değerlendirme yapıyorsun. Peki ölümün alametleri yok mudur? Elbette vardır. Hasta olduysan, vücut zayıflamışsa, ihtiyarlık gelmişse, saç sakal ağarmışsa vs. Demek ki ölüme yaklaşıyorsun. Yani ölümün kesin vakti bilinmez; lâkin yaklaşmış olduğu sezilebilir.
Sen 70 yaşında bir adama desen ki: “Sen 70 sene daha yaşar mısın?” Böyle bir şey beklenir mi? Hayır, ihtimal dışıdır. O hâlde “ölüm bilinmezdir” demek, hiçbir tahminde bulunulmaz demek değildir. Mesela: “Ben 200 sene yaşarım” diyen birini ciddiye alır mısın? Hayır. Çünkü bu ölümün fıtrî kaidesine muhaliftir.
İşte kıyamet için de aynı şey geçerlidir. Vakti bilinmez ama yaklaşmasıyla ilgili alametler vardır. Bazı tahminler yapılabilir, bazı delillerle bir istihraç yapılabilir. Ama bunlar, vakti bilmek demek değildir. Dolayısıyla tahmin etmek, kıyametin gayb olma vasfını ortadan kaldırmaz.
Bu makale Soru – Cevap Derslerinin 3. Dersinden alınmıştır. Dersin Orijinal Youtube Linki: Risale-i Nur Nedir ? | Soru – Cevap 3. Bölüm
Soru Cevap Derslerinin Tamamı İçin :







