Beşeriyet, tarih boyunca ictimâî hayattaki ihtilâlleri ve fesatları ortadan kaldırmak, asâyişi sağlamak ve sulh içinde düzenli bir hayat kurmak maksadıyla kanunlar çıkardı, inzibatlar koydu, nizamlar tesis etti. Bütün gayreti bunun içindi. Ancak beşer, adına “medeniyet” dediği bu asırda dahi fitne ve fesâdı ortadan kaldıramadı. Üstad der ki: Kurûn-u ulâ, yani evvelki asırlar — o “vahşî, bedevî” olarak nitelendirilen ilk çağlar …
Devamını Oku »Video Ders İzahları
Allah Yolunda Harcanan Her Şey Kat Kat Büyür!
Allah yolunda feda edilen her şey bekaya mazhar olur ve Allah onu kat kat fazlasıyla ihsan eder. Böyle şerefli ve mukaddes bir dâvâda başa gelen musibetin ne zararı olabilir? Zira bu yolda isabet eden her şey, hakikatte bir şeref ve ikramdır. Diğer bir cihetten ise zafiyet göstermemek emredilmiştir. Çünkü sen Allah’ın yolundasın. Allah yolunda olan bir kimse zafiyet gösteremez. Eğer …
Devamını Oku »Güzel Zamanlarda Ve Musibet Zamanlarında Nasıl Davranılmalıdır?
Eğer bir sıkıntı başına geldiyse, sakın şöyle deme: “Demek ki Allah beni terk etti, beni sevmiyor.” Yahut başkasına bir musibet isabet ettiğinde: “Demek ki Allah Teâlâ onu sevmiyor.” Eğer o kul, sabredip şükrediyorsa, bu onun hakkında bir imtihandır ve neticede nimet olur. Dünyada nimet geldiğinde, hiçbir sıkıntı olmayacak diye bekleme. Çünkü o zaman sıkıntıya tahammül edemez hâle gelirsin. Zaten bu …
Devamını Oku »Akıl Edenler İçin Alemde Nice Ayetler Vardır!
Allâhu Teâlâ Bakara Sûresi’nin 164. Âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor: اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَٓاءِ مِنْ مَٓاءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَٓابَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ Muhakkak ki semâvât ve arzın yaratılışında, yoktan var …
Devamını Oku »Mü’minlerin Cemaatinden Kendini Uzak Tutan Dalalete Düşer!
Asıl olan müminleri sevmektir. Hangi cereyan, hangi fikir ki müminlerin cemaat-i kübrâsından, yani ümmet-i Muhammed’den istiğna eder, kendini çeker, ayrı düşerse, o cemaat dalâlete gitmeye mahkûmdur; sonu ve akıbeti böyledir. Ümmetten nazarını ekmeyecek. Rasûlullah ﷺ ’ın عَلَيْكُمْ بِالسَّوَادِ الْأَعْظَمِ, عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ “Cemaat üzerine olun, siyah karaltıya yani ümmetin birliği üzerine, büyük kalabalık üzerine dâhil olun” dediği budur. Bir mümin, ümmetin …
Devamını Oku »Allah Her Canlıya Uygun Fıtrat Ve Ruh Vermiştir!
Bütün hayvan cesetlerine, en yüksek hikmetle nefis ve ruh yerleştirilmiştir. Canlı cesetlerin büyümesine baktığımızda, bu keyfiyet hem hayvanlar hem de nebatlar için geçerlidir. Ancak hayvanlarda, nebattan farklı olarak dikkat çeken mühim bir husus vardır: Cesede, o cesede münasip bir ruh üflenmiş; o ruhla beraber, cesedi idare eden ve iştihaları tanzim eden bir nefis de verilmiştir. Nefis, şehvet, gadap ve benzeri …
Devamını Oku »Allah Geçmişi, Geleceği Ve Şimdiyi Nasıl Bilir?
İlm-i ilâhî, yüksekten tutulan bir ayna gibidir; her şeyi içine alır, her şeyi gösterir. Ayna sabittir ama içindeki eşya, yani mahlûkâtın halleri değişir. Aynada görünen şekiller akıp gider. Mesela biri ayağa kalksa, otursa, yatsa; bu değişen hallerin hepsi onda görünür. Ama aynanın kendisi değişmez. Bu misal, Allah’ın ilminin ezeliyetini ve ilmin mâluma tâbi olduğunu anlatmak içindir. Evet, ilim mâluma tâbidir. …
Devamını Oku »Allah’ı İnkar Etmek Mümkün Değildir!
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde. [Ziya Paşa] Eserden müessir tanınır. İşte bu kâinatta bir icat var; fakat nasıl bir icattır bu? Tabii değil, kendiliğinden hiç değil. Öyle bir sûrette vücuda geliyor ki ani ve def‘î, yani bir anda, birdenbire… Ne uzun tecrübeler neticesinde, ne de tedricen tekâmül ederek değil; bir emirle, bir anda zuhûr ediyor. …
Devamını Oku »Bu Alem, Kudreti Her Şeyi Kuşatmış Bir Zat Tarafından Yönetilmektedir!
Bir insanın azalarına bak, bir kuşun azalarına bak. Eğer bir kuşta filin hortumu olsaydı, filde arslanın pençesi olsaydı, “Bu intizamsız” denilirdi: çünkü uymuyor. Demek hepsi gayet intizamlıdır. Hem de mevzun, yani ölçülü, mizanlı yapılmıştır. Ölçü nedir? Genel itibariyle ağırlığıdır, hacmidir, boyutudur, adedidir… Bunların hepsi bir ölçü içindedir. Eğer ölçü olmasa, biraz birisi fazla olsa, bozulur. Zaten intizam, mizandan çıkıyor. Mizan …
Devamını Oku »Günahın Afvı Yalnız Allah’ındır, Şeyhin Değil!
“Allah’tan başka kim affeder?” وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللّٰهُ ayeti kerimesinden murad olunan şudur: O günahın cezasından seni başka hiç kimse kurtaramaz. O hâlde Allah’a karşı bir günah işlediğinde, sakın başka bir sığınağa yönelme. Seni koruyacakmış gibi görünen hiç kimseye bel bağlama. “Falanın şefaati beni kurtarır… Şöyle yaparsam bu beni affettirir… Filan beni himâye eder…” gibi düşüncelerle kendini aldatma. Günahın …
Devamını Oku »






