DUYURULAR

Etiket Arşivleri: vahdet

Felak Sûresi ve İstiâze Hakikati

Felak Suresi Kur’ân’ın 113. suresidir. Bu sûrenin Mekkî mi Medenî mi olduğu hakkında ulemâ arasında ihtilaf vardır; mahiyetini biraz sonra açıklayacağız. Sûre-i celîle beş ayettir. Bu sûre ve akabindeki Nâs Sûresi, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın en son iki sûresidir. Birkaç haftadır Kur’ân’ın bu son kısımlarını derslerimizde işliyoruz. Lâkin burası Kur’ân’ın sonu denildiğinde sadece sondaki iki sûreyi düşünmeyiniz; Fil Suresi’nden itibaren gelen bu …

Devamını Oku »

Tasavvuf, Kelam Ve Risale-i Nur Arasındaki Fark Nedir ?

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Suâl: Tasavvuf, Kelam Ve Risale-i Nur Arasındaki Fark Nedir ? Cevap: Üstad Hazretleri, fikrini başka hiçbir şeyle meşgul etmemek, onu müşevveş kılmamak, zihnini tasfiye etmek için yalnız Kur’ân’ı dinlemiş, Kur’ân ne diyorsa onu anlamaya yönelmiştir. Kelâm da, tasavvuf da, kendi zamanları için Kur’ân’dan alınan birer ilâçtı. Fakat fikr-i beşer onu başka bir surete ifrar etmişti. Üstad Hazretleri bundan …

Devamını Oku »

Muhâkemat Eserinden Üstadın Bir Çağrısı

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Muhâkemat Eserinden Üstadın Bir Çağrısı Bir bahçe düşünün, içinde güzel elma ağaçları var. Ama içinde bir yerde bir zakkum meyvesi görsen, “Bu bahçede zakkum yetişiyor,” der misin? Hayır. Çünkü o ağacı görmüyorsun. Anlarsın ki bu zakkum dışarıdan içeriye sokulmuş. Kur’ân belli, Hadîs belli, Risale-i Nur bellidir. Bunlara uymayan bir söz gördüğün zaman, bil ki bu söz Müslüman’dan çıkmamıştır, …

Devamını Oku »

Meclisi Kur’an Nedir, Ders Tarzı Ders Metodu Nedir ?

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Sual: Meclisi Kur’an Nedir, Ders Tarzı Ders Metodu Nedir ? Cevap: Meclis-i Kur’ân, Kur’ân etrafında toplanmayı gaye edinmiş bir ders halkasıdır. Bu siteye “Meclis-i Kur’ân” ismini vermemizin sebebi de budur; zira ümmet olarak en büyük ihtiyacımız, Kur’ân etrafında toplanmak, müminlerin birlik ve beraberliğini temin etmek ve Allah’ın ipine sımsıkı sarılmaktır. Bu hakikati derslerimizde defalarca işledik. Cenâb-ı Hak buyuruyor …

Devamını Oku »

Hayatın Azameti Ve Azim Sırrı

“Kim bir nefsi diriltirse, sanki bütün insanlara hayat vermiş gibidir.” ayetinin bir nüktesi… وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا (Mâide Sûresi 32. Ayet 4. Dersten)  Hayat, bu kâinatta en mühim ve en câmi hakikattir. Öyle bir sır taşır ki, Cenâb-ı Hak bütün kâinatı onun etrafında toplamıştır. Hayat merkeze konulmuş, bütün mevcûdât da hayata hizmet ettirilmiştir. Bu noktadan bakıldığında, hayat kâinatın …

Devamını Oku »

Her Şey Bir Kader İle Yaratılmıştır!

“Biz her şeyi bir kaderle yarattık.” O hâlde bu âlemde hiçbir şey, o kaderi bilmeyen, o kaderi yazmayan, o kaderi takdir etmeyen birinin elinden çıkamaz. Bu âlemde bir tek zerre, bir tek hareket, o ilâhî kaderin mîzânı dışında bir adıma bile müdâhale edemez. Zîrâ öyle muhkem, öyle sağlam bir nizam ile örülmüştür. Bir adam gelir, “Ben susadım, sen bana su …

Devamını Oku »

Bu Alem, Kudreti Her Şeyi Kuşatmış Bir Zat Tarafından Yönetilmektedir!

Bir insanın azalarına bak, bir kuşun azalarına bak. Eğer bir kuşta filin hortumu olsaydı, filde arslanın pençesi olsaydı, “Bu intizamsız” denilirdi: çünkü uymuyor. Demek hepsi gayet intizamlıdır. Hem de mevzun, yani ölçülü, mizanlı yapılmıştır. Ölçü nedir? Genel itibariyle ağırlığıdır, hacmidir, boyutudur, adedidir… Bunların hepsi bir ölçü içindedir. Eğer ölçü olmasa, biraz birisi fazla olsa, bozulur. Zaten intizam, mizandan çıkıyor. Mizan …

Devamını Oku »

Cenab-ı Hakkın Dağlardaki Mucizesi

“Öyle de, zemindeki bütün dağların ve dağlar içindeki madenlerin, ayrı ayrı hâsiyetleriyle beraber, ayrı ayrı maslahatlar için ihzar ve iddiharları, dağ metanetinde bir kuvvetle, yine o Sâni-i Hakîmin vücub ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz) Evet, o dağlar, rubûbiyetin kemâlini gösterir. Zîrâ arzın en mühim esaslarından biri dağlardır. Rabbü’l âlemin onları, hazineli direkler kılmıştır. Bu semâvâtı …

Devamını Oku »

Her Şey En Güzel Şekilde Yaratıldıysa Niçin Âlemde Kusurlar Görüyoruz?

Bütün muhakkikler, İmam Gazali’nin şu sözünü tasdik etmiştir: لَيْسَ فِي الْإِمْكَانِ أَبْدَعُ مِمَّا كَانَ “Şu olandan daha mükemmeli, daha bediî imkan dairesinde yoktur.” Peki, cennet dünyaya göre güzel değil midir? Cennet, cennet olarak güzeldir; dünya da dünya olarak güzeldir. Eğer dünya cennet gibi olsaydı, imtihan yeri olmazdı. İmtihan yeri ise hayır-şer, güzel-çirkin zahiren beraber olmalı ve bir mücadele bulunmalıdır. Şu …

Devamını Oku »