Felak Suresi Kur’ân’ın 113. suresidir. Bu sûrenin Mekkî mi Medenî mi olduğu hakkında ulemâ arasında ihtilaf vardır; mahiyetini biraz sonra açıklayacağız. Sûre-i celîle beş ayettir. Bu sûre ve akabindeki Nâs Sûresi, Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın en son iki sûresidir. Birkaç haftadır Kur’ân’ın bu son kısımlarını derslerimizde işliyoruz. Lâkin burası Kur’ân’ın sonu denildiğinde sadece sondaki iki sûreyi düşünmeyiniz; Fil Suresi’nden itibaren gelen bu …
Devamını Oku »Etiket Arşivleri: tevhid
Müminlerde İttifak ve Tesanüdün Yolu- 2024 Berat Gecesi Dersi
Bu Derste İşlenen Hakikatler Bu ders, mü’minlerin ittifak ve tesanüdünü meydana getiren Kur’ânî hakikatlerin beyan edildiği geniş bir çalışmadır. Ders boyunca ihlâsın mahiyeti, tevhîd ile olan irtibatı, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın risâlet makamı, hakikî cemaat anlayışı ve mü’minlerin birlik içinde kalmasını sağlayan esaslar tafsilatlı şekilde anlatılmaktadır. Bu derste ele alınan başlıca konulardan bazıları şunlardır: • İhlâsın hakikati ve tevhîd ile bağının …
Devamını Oku »Fetö, Risale-i Nur’u Kendisine Kılavuz Mu Yaptı ?
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Suâl: Fetö, Risale-i Nur’u Kendisine Kılavuz Mu Yaptı ? Cevap: Risale-i Nur, bu asırda Kurân-ı Azîmü’ş-Şân’dan çıkan bir nurdur. Üstad sadece buna vasıta olmuştur. Risale-i Nur, Kur’ân’ın manasını ifade eder, onun hakikatlerini tefsir eder. Bütün cihanda küfre karşı mücadele etmektedir. Bugünkü hâli, alemin durumu, bunu göstermektedir. İnat ve taassuptan uzak olan herkes, bu hakikati tasdik eder. Biz de …
Devamını Oku »Vesile’nin Esası Rahmet, Yolu İse Kur’ân’a Tutunmaktır
Vesile, Allah’a yaklaşma vasıtasıdır. Kendisiyle yaklaştığın, yakınlık elde ettiğin şeydir. Allah’a yaklaşın, O’nun yakınlığını kazanın. Bu emir, Allah’ın rahmetine tutunmayı ifade eder. Önce “Allah’tan sakının” buyurulmuş, sonra da “O’na yaklaşın” denmiştir. Demek ki kurtuluşun yolu, rahmete tutunmak ve O’na yakınlık peyda etmektir. Müşrikler putlara ibadet ederken maksatlarını şöyle açıklıyorlardı: مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللّٰهِ زُلْفَى “Biz onlara yalnızca bizi …
Devamını Oku »Bin Seneden Beridir Kur’an, Neden Merkeze Alınmıyor?
Suâl: Bin Seneden Beridir Kur’an Neden Merkeze Alınmıyor ? Cevab: Bu suale cevap verirken daha umûmî bir düstur vaz ederek ifade edeyim. Bu şekilde söylemek daha faydalı olacaktır. Hadîs-i şerîfte Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Müslüman’ı şöyle tarif ediyor: “اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ“ “Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden selâmette olduğu kimsedir.” Buna dikkat edelim. Biz …
Devamını Oku »Subhâneke’nin Sırrı: Tesbihten Tevhide Kâinatın Lisanı!
(Mesnevî-i Nûriye, Şemme’nin Üçüncü Parçası Olan Onuncu Risale 1. Ders’ten) Tesbîhin Ma’nâsı ve Sübhaneke’nin Latif Nükteleri (Beraetü’l-İstihlâl Üzerine Bir Tahlil) Her kitap, besmele, ardından gelen hamdele ve salvele ile başlar. Bu, bir usûldür. Burada da Üstad Hazretleri, besmeleyi söyledikten sonra hamdele ve salvele kısmını, tesbihî bir hitapla, yani: “سُبْحَانَكَ” diyerek ifade etmektedir. سُبْحَانَكَ Seni tesbih ederim. Yani, vahdâniyyetini ve tevhîdini …
Devamını Oku »Kelime-i Tevhîd ve Vâcibü’l-Vücûd Hakikati: Celâl, Cemâl ve Kemâl Üzerine Bir Tefekkür
“Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhîdinin delilleri içinde en zahir, en parlak olanı Kur’ân-ı Azîmüşşân ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Bu iki azametli burhân, yalnızca Allah’ın varlığına değil; aynı zamanda O’nun vücûbu vücûduna, celâl, cemâl ve kemâl sıfatlarına ve vahdâniyetine delâlet eder. Aynı şekilde, içinde yaşadığımız şu âlem dahi, Vâcibü’l-Vücûd’un varlığına ve birliğine en büyük delillerden biridir. Ancak unutulmamalıdır ki, Allah’ın …
Devamını Oku »Manâ-yı Harfî Penceresinden Kâinata Bakış: Varlığın İlâhî Delâleti ve İlmin Esası
Bismillahirrahmânirrahîm 1. İlmin Esası ve Kelime Tarifi Üstad, ömrünün kırk senelik seyri içinde, bilhassa otuz senesini ilim tahsiline vererek vardığı hakikatleri hülasa ederken, bu uzun seyr ü sülûkün neticesinde yalnızca dört kelime ve dört cümle öğrendiğini ifade ederek ilmin özünü bu dört esasa irca eder. Bu dört kelime: ma’nâ-yı harfî, ma’nâ-yı ismî, niyet ve nazardır. Nahiv ve mantık ilimlerinin giriş …
Devamını Oku »Cenab-ı Hakkın “Demir” Mucizesi
Madenler içinde en garibi, en dikkat çekeni demirdir. Bu sebeple Kur’ân-ı Hakîm, demire hususî bir ehemmiyet vermiş ve onun adıyla bir sûre indirmiştir: el-Hadîd. Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: وَأَنْزَلْنَا الْحَدِيدَ فِيهِ بَأْسٌ شَدِيدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ “Ve demiri indirdik; onda çetin bir kuvvet (şiddetli bir harp kudreti) ve insanlar için birçok menfaatler vardır.” (el-Hadîd, 57/25) Cenâb-ı Hak bu âyette demirin harp …
Devamını Oku »Alemde Bulunan Kanunlar, Tesadüf İhtimalini Ortadan Kaldırır!
Hayvânatın ve nebâtatın hiçbiri kendi derdini de hacetini de bilmez, hepsi muhtaçtır. 400 bin türden ibaret olan bu hayvânat ve nebâtat taifeleri 400 bin ordu gibidir. Rabb-i Zülcelâl, her birinin talimatı, terhîsatı ve erzakı ayrı olan bütün bu ordulara bakar. Bir de bu nebâtat ve hayvânat orduları birbiri içine girmiştir. Nasıl ki kara kuvvetlerinin bir kışlası vardır ve orada ekseriya …
Devamını Oku »









