Vesile, Allah’a yaklaşma vasıtasıdır. Kendisiyle yaklaştığın, yakınlık elde ettiğin şeydir. Allah’a yaklaşın, O’nun yakınlığını kazanın. Bu emir, Allah’ın rahmetine tutunmayı ifade eder. Önce “Allah’tan sakının” buyurulmuş, sonra da “O’na yaklaşın” denmiştir. Demek ki kurtuluşun yolu, rahmete tutunmak ve O’na yakınlık peyda etmektir.
Müşrikler putlara ibadet ederken maksatlarını şöyle açıklıyorlardı:
مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللّٰهِ زُلْفَى
“Biz onlara yalnızca bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.”
Onlar, Allah’a yaklaşmak için putları aracı edindiler. Ancak Kur’ân bu inancı şirk saydı. Çünkü Allah bize şah damarımızdan daha yakındır; O’na yaklaşmak için başka ilahlara ihtiyaç yoktur. Müşriklerin yaptığı, vasıtaya tesir vermekti. “Bu putun Allah katında makamı var, bizi yaklaştırır” diyerek vasıtayı bağımsız bir güç gibi kabul ettiler. İşte şirk budur.
Oysa âyette geçen vesile farklıdır. Bu, bizim Allah’a olan uzaklığımız sebebiyledir. Allah bize uzak değildir; biz O’na uzağız. Yakınlık ihtiyacı buradan doğar. Misal olarak, Bingöl’e gidecek olsan Elazığ’dan geçmek zorundasın. Bingöl aslında uzak değildir ama araya giren sebepler seni dolaştırır. Elinde bir ayna olsa, güneşi aynadan görürsün. Ayna sana güneşi gösterir ama tesiri yoktur. Sadece vesile olur. Aynen öyle, vesile bizi Allah’a yaklaştıran tâatlerdir.
Burada dikkat edilmesi gereken şudur: Vesile ile vasıta aynı değildir. Vesile, Allah’ın bize olan yakınlığını idrak etmemizi sağlayan bir yol gibidir. Vasıta ise bağımsız güç vehmedilen şeydir ki bu şirktir.
Vesilenin aslı rahmettir. Allah’ın bize verdiği rızıklar, ihsanı, bize hitabı, kurtuluş yolunu göstermesi, ebedî saadetin kapısını açması… Bunların hepsi O’nun rahmetindendir. Allah’ın ihtiyacı yoktur; bize rahmetinden dolayı verir. Güneş ışığıyla nasıl bize yakınsa, Allah da rahmetiyle bize yakındır. Rahmeti vesile edinmek, “Ya Rabbi, Senden Sana sığınırım. Gazabından rahmetine sığınırım. Azabından affına sığınırım” demektir. Yani rahmeti talep etmek, rahmeti vesile kılmaktır.
Tâat, cenneti hak etmek için değil; şükür içindir. Çünkü cennet, amelimizin karşılığı değildir. Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükür borcumuz vardır. Tâat, bu şükrün ifadesidir ve rahmeti celbetmenin yoludur.
Rahmet, Kur’ân’ın ana esaslarındandır. Kur’ân baştan sona rahmeti anlatır. Besmele’deki “Bismillâhirrahmânirrahîm” bunun en açık delilidir. Allah, Rahman ve Rahîm isimleriyle bizimle konuşur. Kur’ân rahmetten nüzûl eder.
وَإِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Kur’ân okunduğunda susun, dinleyin ki rahmete nail olasınız.”
Rahmet-i ilâhiyeye nail olmak, vesilenin ta kendisidir. En büyük maksadımız budur. Onun için tâatte bulunuyoruz. Rahmet, Allah’ın bize yakınlığının sırrıdır. Bu müşriklerin inancı gibi değildir. Onlar vasıtaya tesir verdiler. Vesile ise tevhidin özüdür: Rahmettir.
Merhametin en büyük yönü, rahmet-i ilâhiyeye nail olmaktır. Bunun yolu Kur’ân’dır. Kur’ân’a tutunmak, onu okumak, emir ve yasaklarına uymaktır. “Bismillâhirrahmânirrahîm”, rahmetin unvanıdır; onu kendine şiar edin, onun sırlarıyla amel et.
وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
Bu âyetle övülen Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm da bir vesiledir. O rahmetin misali ve mümessilidir. Ona tutunmak, onun sünnetine uymaktır. Özellikle ona rahmet duasında bulunmak, yani salavattır. Salavat da rahmettir; salavatı, rahmeten li’l-âlemîn’e vesile kıl.
Âyetin mânâ tabakaları ne kadar geniştir! Her şeyi kuşatan bir rahmet… Onu bulmak, güneş ışığını bulmaktan daha kolaydır. Kaybetmek zordur, bulmak kolaydır.
* “Mâide Sûresi 35. Âyet – Allah’tan sakının ve O’na vesile arayın” dersinden alıntıdır.
Hulâsa:
- Âyet:
- وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ — “O’na vesile arayın.”
- Vesile nedir?
- Allah’a yaklaşmaya sebep olan şeydir.
- Yakınlık, Allah’tan değil bizden kaynaklıdır. Allah bize uzak değildir; biz O’na uzağız.
- Vesile – Vasıta farkı:
- Vesile: Allah’a yaklaştıran tâatler, ibadetler, O’nun rahmeti. Tesir sahibi değildir.
- Vasıta: Müşriklerin yaptığı gibi, bağımsız güç vehmedilen şey. Bu şirk olur.
- Müşriklerin yanılgısı:
- “Putlar Allah katında makam sahibidir, bizi yaklaştırır” diyerek onlara ibadet ettiler.
- Kur’ân bunu şirk olarak niteledi.
- Allah bize şah damarımızdan daha yakındır; O’na ulaşmak için aracıya gerek yoktur.
- Misaller:
- Ayna: Aynada güneşi görürsün; ayna tesir sahibi değil, sadece gösterir.
- Yol: Bingöl’e giderken Elazığ’dan geçmek; uzaklık araya giren sebeptendir.
- Vesilenin aslı:
- Rahmettir.
- Allah’ın ihsanı, rızık vermesi, konuşması, hidayet göndermesi rahmetin tezahürüdür.
- Güneş ışığıyla yakındır; Allah da rahmetiyle bize yakındır.
- Tâat ve şükür:
- Tâat, cenneti hak etmek için değil, şükür içindir.
- Cennet amelin karşılığı değil, rahmetin eseridir.
- Tâat, rahmeti celbetmenin yoludur.
- Kur’ân ve Rahmet:
- Rahmet, Kur’ân’ın ana esaslarındandır.
- Kur’ân baştan sona rahmeti anlatır.
- “Bismillâhirrahmânirrahîm” rahmetin unvanıdır.
- Kur’ân okunduğunda susup dinlemek, rahmete nail olmanın yoludur.
- Resûlullah (sav):
- وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ
- Resûlullah, âlemlere rahmettir. O da vesiledir.
- Ona tutunmak, sünnetine uymak vesiledir.
- Salavat, rahmete vesile olan duadır.
- Sonuç:
- Vesilenin özü rahmettir.
- Kur’ân’a ve Resûlullah’a tutunmak vesilenin yoludur.
- Tevhid, vesileyi rahmet olarak bilmek ve ona yönelmektir.






