DUYURULAR

Üstad Neden Eserlerine Risale-i Nur İsmini Vermiştir ?

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Suâl: Üstad Neden Eserlerine Risale-i Nur İsmini Vermiştir ?

Cevap: Üstadın eserlerine verdiği isimler iman nazarının tezahürüdür. “Risale-i Nur” ifadesi doğrudan Kur’ân’dan gelen bir nur manasındadır. Nur, Kur’ân’ın ziyâsından gelen bir aksdir. Zira

هُوَ الَّذِي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَاءً وَالْقَمَرَ نُورًا

ayetinde, Allah Teâlâ, güneşe “ziyâ”, ay’a “nur” demiştir. Ziyâ, ışığın aslıdır, menbaıdır. Nur ise onun aksidir.

Kur’ân, güneştir. Risale-i Nur ise o güneşten gelen bir yansıma, bir aksdir. Lemalar, parıltılar demektir. Yani Kur’ân’ın güneşinden bir lema, bir ışık zerresidir. Şuâlar, ışınlardır. Reşhalar, katrelerdir. Hepsi Kur’ân’ın o nurlu denizinden gelen damlalardır. Kur’ân’ın azametli ziyâsından istifade eden bu risaleler, o ziyânın birer yansıması, birer nurudur.

Velhâsıl, bakış tarzı her şeyin anahtarıdır. İman nazarıyla, mâna-yı harfîyle, ziyâlı bir nazarla bakıldığında, her şey yerli yerine oturur. Hakikat açılır, şüphe dağılır, kalp tenvir olur.

Reşhalar, katreler.. Bunların hepsi Üstad’ın Kur’ân’dan aldığı isimlendirmelerdir. Bilhassa Mesnevî-i Arabî’de bu mânâ çok açık şekilde ortaya konur. Her bir risalede bir Kur’ân kaydı, bir Kur’ânî ilham menbaı gösterilir.

Mesela birinci risale:

“Lemaât min şems-i’t-tevhîd” – Tevhid güneşinden parıltılar..

İkinci risale:

“Reşahât min bahri ma’rifeti’n-nebî” Resûlullah’ın marifet denizinden sızan damlalar..

Bir diğerinde:

“Katra min bahri’t-tevhîd” – Tevhid denizinden bir damla..

Hatta metnin altında şöyle bir ifade geçer:

“Mevtâhu hâlle hâzihir risâle, el-mustefâdetü min feyzi’l-Kur’ân.”

Yani, bu risalenin anahtarı, Kur’ân feyzinden istifade edilmiş olmasıdır.

Feyz, akıntıdır. Kur’ân’ın denizinden, nehrinden gelen bir akıntı… Bu risale de o havuzdan alınmış bir katredir. Onun için ismi “katre” olmuştur.

Üstad der ki:

Bu insanın hâlinin anahtarı, ancak bu risalenin tamamını dikkatle bir defada mütalaa ettikten sonra birden nazar etmekle açılır.”

Yani aceleyle, parça parça, dağınık nazar ile açılmaz. Bu da az önce zikredilen acelecilik ve cüz’iyette kalma meselesine işaret eder.

Yoksa, “Ben anladım” diyemezsin. Çünkü anlaman için hepsine birden nazar etmen icap eder. Her bir parça, diğer parçalarla beraber bir mânâ bütünlüğü oluşturur.

Başka bir risale:

“Habâb min ummâni’l-Kur’ân’il-Hakîm” – Kur’ân-ı Hakîm’in ummanından bir habâb.

Habâb, sudaki kabarcıktır. Su yüzeyinde oluşan o kabarcıklarda güneşin ışığı parıldar. Risale, Kur’ân denizinde oluşan bir kabarcık gibidir. Parlayan, yansıyan bir nurdur.

Üstad’ın kitaplarına verdiği bu isimler bile başlı başına bir ders mahiyetindedir. Hepsi doğrudan Kur’ân’a nazar eder. Bu da bize gösteriyor ki: Risale-i Nur okunurken, her kelimesi Kur’ân’ın bir aksidir, bir parıltısıdır.

ÖZET:

• Üstad, eserlerine Risale-i Nur ismini iman nazarıyla, Kur’ân’dan gelen nur olarak vermiştir.

• “Nur”, Kur’ân’ın ziyâsından yansıyan ışıktır; Kur’ân güneştir, Risale-i Nur ise onun aksidir.

• Risale isimleri (Lemalar, Şuâlar, Reşhalar) hep Kur’ân’dan gelen nur metaforlarına dayanır.

• Mesnevî-i Arabî’de her risalenin Kur’ânî kaynağı açıkça belirtilir.

• Feyz, Kur’ân’dan gelen akıntıdır; risaleler o akıntıdan bir damladır.

• Risale, dikkatle ve bütün olarak okunmazsa anlaşılmaz; parçacı bakış eksik kalır.

• Her bir kelime ve isimlendirme dahi Kur’ân’a işaret eder; bu bir ders niteliğindedir.

 

Bu makale Soru – Cevap Derslerinin 5. Dersinden alınmıştır. Dersin Orijinal Youtube Linki: Risale-i Nur’u Okurken Anlayabilmek İçin Yapılması Gerekenler Nelerdir ? | Soru – Cevap 5. Bölüm

Soru Cevap Derslerinin Tamamı İçin

 

 

 

Bunlara da bakabilirsiniz

Risale-i Nur’u Anlamak İçin Nasıl Okunmalıdır?  Risale-i Nur’a Mana-yı Harfi İle Nasıl Bakılır?

 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ Suâl: Risale-i Nur’u Anlamak İçin Nasıl Okunmalıdır? Risale-i Nur’a Mana-yı Harfi İle Nasıl …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir