بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Suâl: İlim Tahsilinde Acele Edilmeli Midir?
Cevap: Talebe için en büyük hatalardan biri aceleciliktir. Acelecilik, genelde hırstan doğar. Hırs her şeyde zararlı olduğu gibi, ilimde de zararlıdır. İlim bir sabır mesleğidir. Cenâb-ı Hak insanı ilimle tekemmül etsin diye halk etmiştir. Bu, uzun bir yolculuktur.
Bazen talebe hayal eder ki, iki dakikada bir mesele çözülür. Hemen öğrenilir. Hemen anlaşılır. Hemen fetva alınır. Halbuki böyle bir şey yoktur. Sabrı az olan adam bu yolda muvaffak olamaz.
Hz. Ali’nin sözü bu noktada çok latiftir:
“Sen ilme her şeyini vermezsen, ilim sana hiçbir şeyini vermez.”
İlme kalbini, zihnini, vaktini vermezsen; ilim de sana kapılarını açmaz.
Suâl: Acelecilik nasıl olur?
Cevap: Bir meseleye bakar, birkaç ibare okur, bir müşkilatla karşılaşır; ya kelime anlaşılmaz, ya ifade kapalı gelir. Sonra bırakır. Sabırsızlık gösterir. Hadîste geçen tabirle ya yolda kalır ya da bineği bırakır. Yani nefsin binek hayvanı gibi, o şevk bineği kırılır.
Cenâb-ı Hak Hazret-i Peygamber’e dahi ikazda bulunmuştur:
“وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰى اِلَيْكَ وَحْيُهُ”
“Kur’ân vahyi tamamlanmadan önce acele etme.”
Cebrâil (aleyhisselâm) vahiy getirirken, Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) o esnada gelen kelimeleri unutmamak için hemen tekrar etmek isterdi. Allah Teâlâ ise buyurdu:
“Acele etme. Kelamın tamamlanmasını bekle.”
Bu, sadece Peygamber’e değil, Kur’ân’ın talebesi olan her mü’mine bir ölçüdür: Kelâmı sabırla dinle. Sonuna kadar işit. Sonra hükmet.
İşte ilimde aceleciliğin kökü buradadır. Her şeyi bir anda öğrenmek ister. Her cümlede neticeyi görmek ister. Hâlbuki Üstad pek çok yerde “madem… madem…” diyerek bir kıyas-ı mürekkeb ile yavaş yavaş meseleye yaklaşır. Birinci basamakta damın (evin üst kısmının) tamamını görmek isteyen düşer. Basamak basamak çıkılır.
O hâlde: Sabırla oku. Tamamını mütalaa et. Sonra hepsine birden nazar et.
O zaman o kelâm açılır. O zaman o kapı aralanır. Yoksa her delilden neticeyi tek başına çıkarmaya kalkarsan, ne netice elde edilir ne de tahkikî bir iman hâsıl olur.
Cenâb-ı Hak, Resûl-i Ekrem’e söylediği bu hükmü Kur’ân’a kaydetti. O hâlde bu ilim için bir kaidedir: Bir şey tam olarak anlaşılıncaya kadar, maksut neticeye varılıncaya kadar, sabırla, tahammülle, teemmülle gidilmelidir. Sonra da mecmûuna birden bakılmalıdır.
Parça parça okuyup dağınık bir şekilde zihin dağılırsa, mesele tam olarak anlaşılamaz. Her konu, her bahis sabırla hazmedilerek okunmalı, sonra da hepsi birden toplanarak nazara alınmalıdır. O zaman mânâ açılır.
Aksi hâlde daha evvelde ilk kelimelerle neticeyi arayan onu bulamaz. Nitekim deliller meselesinde de böyledir. Her delilden bütünüyle netice talep edilmez. Netice mecmû delillerle terettüp eder. Bir tanesiyle değil.
İşte bu ayetin ardından gelen emir:
“وَقُلْ رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا”
“De ki: Rabbim ilmimi artır.”
Burada iki şey emredildi:
1. Acele etme.
2. Rabbinden ilim talep et.
İlim, Allah Teâlâ’nın lütfudur.
“وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا”
“Bizim uğrumuzda cihad edenlere yollarımızı mutlaka gösteririz.”
Gayret eder, sabırla çalışırsan Allah-u Teâlâ sana hidayet eder. Sen çalıştım, kazandım deme. O, Allah’ın lütfudur. Onu Allah’tan talep et.
Bu dua da sana şu dersi verir:
Zihnini başka şeylerden tasfiye et. Kur’ân’a yönel. Fikrini karıştırma. Safi bekle. Müellifin ne dediğini anlamaya çalış. Kendi fikrini ona dayatma. Peşin fikirle, önyargıyla yaklaşırsan anlayamazsın.
Bu da aceleciliğin bir nev’idir. Müellifin kelâmına safi kulak ver, gürültüyü kes, hayalini sustur ve tamamen oraya yönel.
Bu makale Soru – Cevap Derslerinin 5. Dersinden alınmıştır. Dersin Orijinal Youtube Linki: Risale-i Nur’u Okurken Anlayabilmek İçin Yapılması Gerekenler Nelerdir ? | Soru – Cevap 5. Bölüm
Soru Cevap Derslerinin Tamamı İçin






