DUYURULAR

Gıybet İçtimâi Hayatı İfsâd Eder – Makâle

 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۚ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ   بَعْضُكُمْ بَعْضاًۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَـوَّابٌ رَح۪يم

Ey imân edenler! Çokça zannetmekten kaçınınız. Şüphe yok ki, zannın bâzısı günahtır ve araştırmakta bulunmayınız ve bazınız bazınızı gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? (Bilakis) Onu kerih görmüş olursunuz. Artık Allah´tan korkunuz, şüphe yok ki, Allah Teâlâ tevbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir.[1]

Burada gıybeti yapılan kişiden “ölü” olarak bahsetmesinin iki vechi vardır:

Birincisi: Nasıl ki ölü bir insan kendisini savunamıyorsa, gıybeti yapılan kişi o ortamda olmadığı için kendisini savunamıyor.

İkincisi: O kişi gıybeti edilecek bir hata işlediği için ölü sayılıyor. Onun nefsine uyup bir hata işlemesi, mü’minin şefkat ve merhametini tahrik etmesi gerekirken bilakis gıybetinin yapılması, tıpkı şefkat ve merhamete layık olan ölü kardeşini dişleriyle parçalamaya benzetiliyor.

Bu ayet gıybetten şiddetle men eder. Çünkü insan gıybet ettiği vakit şu yönlerine zarar veriyor:

  • Gıybet edenin aklı bozulur,
  • Gıybet; edenin kalbi bozulur,
  • Gıybet vicdanı (fıtratı) bozar,
  • Gıybet rikkat-i cinsiyeyi bozar,
  • Gıybet; cemaatten hayatını alan hayat-ı ictimaiye ve medeniyeti bozar,
  • Gıybet edenin insaniyeti bozulur.

Gıybet, ehl-i adâvet ve hased ve inadın en çok isti’mâl ettikleri alçak bir silahtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silaha tenezzül edip isti’mâl etmez. Gıybet odur ki gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese zaten gıybettir. Eğer yalan dese hem gıybet hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır.[2]

Gıybet, şu durumlarda caiz olabilir:

Birincisi: Yetkili olan kimseye bir haksızlığı şikayet etmek gıybet değildir. Mesela kadıya gidip “Şu adam benim paramı çaldı, bana şöyle şöyle yaptı” deyip kadıya o kişiyi anlatmakta sakınca yoktur. Çünkü haksızlığa uğrayan adam, kadıya giderek hakkını arayabilir.

İkincisi: Birisi sana gelip dese ki “Ben şu kızla evlenmek istiyorum, onun hakkında ne dersin?” Eğer hakkında fikir alınmak istenen kişi kötüyse, kötü olduğunu söylemek gıybet değildir. Ancak bu garazsız ve maslahat için olmalı. “Hazır fırsatını bulmuşken ona olan kinimi kusayım” gibi yanlış bir duruma düşülmemeli.

Üçüncüsü: Fâsık-ı mütecâhirin yani fenalıktan sıkılmayan, fıskını açık bir şekilde işleyen adamın gıybetini yapmak caizdir. Hatta halkı böyle bir fenalığa karşı uyardığı için sevaptır. Bid’at ehli kimseler de fâsık-ı mütecâhir hükmündedir.

Eğer gıybet edersek veya isteyerek dinlersek ne yapmalıyız? O vakit اَللّٰهُمَّ اغْفِرْلَنَا وَ لِمَنِ اغْتَبْنَاهُ “Allah’ım! Bizi ve gıybetini ettiğimiz kişiyi affet!“diye dua edilmeli. Sonra da gıybet edilen adama ne vakit rast gelse: “Beni helâl et.” deyip helallik istenmeli.[3]

[1] Hucurat Suresi – 12

[2] 22. Mektub

[3] 22. Mektub Hâtime

(Bu Yazı Ebû Abdullah mahlaslı bir Kur’ân Talebesi Tarafından kaleme alınmıştır.)

Bunlara da bakabilirsiniz

Allah Yolunda Harcanan Her Şey Kat Kat Büyür!

Allah yolunda feda edilen her şey bekaya mazhar olur ve Allah onu kat kat fazlasıyla …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir