DUYURULAR

Dünya Bir Handır!

Mukîm deyince, sanki dünyaya yerleşmişsin gibi söylenir: “Nerede mukîmsin? Malatya’da mukîmim” dersin. Yani “orada ikamet ediyorum” demek istersin.

Fakat bakıyorsun ki, yüz sene sonra orada yoksun. Hani ikametin nerede? Demek ki burası, darü’l-mukâm değildir. Burası bir handır, bir misafirhanedir.

Ne gariptir ki şu dünya o kadar kalabalık, o kadar insan dolu. Ama buna rağmen, şu koca dünyada bir tek mukîm yok. Mukîmi olmayan bir mesken.. İşte dünya budur.

Hayalimizle dünyayı çok süslemişiz. Zihnimizde bambaşka bir surete bürünmüş ama aslında o, içinde mukîmi bulunmayan bir handır. Gelip konuyoruz, sonra göçüp gidiyoruz. Ama buna rağmen, bina üstüne bina yapmaya çalışıyoruz.

Allahu Teâlâ’nın ne kadar dehşetli bir tecellîsidir ki, bu âlem sürekli dolduruluyor, sonra boşaltılıyor.

Üstad’ın Haşir Risalesi’nde verdiği han misaline ne kadar da benziyor:

“Burası handır, şu handa muhteşem saltanatın âsârı görünür.”

Bu kâinatın Rabbi olan Vacibu’l-Vücûd, semâvât ve arzın mülkü yalnız O’nundur. Şöyle mukîmsiz bir han, böyle daimî dolup boşalan, çabucak değişen, fânî, bozulan, yok olan mallardan ibaret olabilir mi?

Bizim gördüğümüz bu âlem, Sâni-i Zülcelâl’in muhteşem bir memleketidir. Fakat bu diyar, başkent değildir, asıl memleket değildir, makarr-ı saltanat değildir.

Bu yer, uzak, ücra bir köşede kurulmuş bir manevra meydanıdır. Asıl diyar, daimî meskenleri, mukîm ehli olan yerlerdir. Burası, çölde kurulmuş bir prefabrik ev gibidir. Geçicidir, derme çatmadır. Ama buna rağmen bile, o saltanatın izleri, âsârı apaçık görünür. Fakat her şey fânîdir.

Demek ki, asıl yurt, altlarından nehirlerin aktığı, fena ve zevâlin olmadığı ebedî diyar olan cennettir. Oraya giren artık mukîmdir. Çıkış yoktur. İsterse milyon sene geçsin, orada ölüm yoktur. Eğer cennet ebedî olmasaydı insan derdi ki:

“Ben buradan ne zaman çıkacağım? Ölecek miyim?”

Milyon sene bile sürse, sonunda bitecekse, o lezzet acı olurdu.

İşte onun için, Kur’ân’da:

خَالِدِينَ فِيهَا

“Orada ebedî kalacaklardır” ifadesi daima vurgulanır.

Mukîm, asla çıkmayacak.. Çıkmamak ne demektir? Ne ölüm vardır, ne imtihan, ne gadab… Artık Rabb-i Zülcelâl, ebedî rızâsını vermiştir.

Hadîs-i şerifte buyurulur:

“Cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme girdikten sonra, ölüm bir alaca koç sûretinde getirilir.

Bir münâdî şöyle seslenir: ‘Ey cennet ehli!’ Onlar dikkat kesilir. ‘Bu nedir, tanıyor musunuz?’ denir.

‘Evet, bu ölümdür’ derler.

Sonra cehennem ehline seslenilir: ‘Ey cehennem ehli!’ Onlar da dikkatle bakar: ‘Bu nedir?’

‘Bu ölümdür’ derler.

Sonra ölüm (temsilen) boğazlanır. Bir nida yükselir:

“Ey cennet ehli! Artık ebedîlik var, ölüm yok! Ey cehennem ehli! Artık ebedîlik var, ölüm yok!”

Sonra Rasûlullah şu âyeti okudu:

وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْحَسْرَةِ إِذْ قُضِيَ ٱلْأَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ

“Onları, işin olup biteceği, fakat kendilerinin gaflette bulunduğu o hasret gününe karşı uyar.”

(Meryem: 39)

[Buhârî, Rikak 52; Müslim, Cennet 40]

İşte ehl-i cennet için en büyük sürûr anı budur: Artık ölüm yok! O güzellik ebedîdir.  Ama bu ehl-i cehennem için de en büyük hüsrandır: Artık ölüm de yok, kaçış da yok. İşte o an bütün ümidin kesildiği andır.

Özet:

  • Dünya, insan için sürekli ikamet edilen bir yer değil, bir misafirhanedir. Burada kalıcı mukim bulunmaz.
  • İnsanlar dünyayı hayallerinde süsleyerek kalıcı bir yer gibi görse de, gerçekte sürekli değişen, geçici bir mekândır.
  • Kâinat, Allah’ın muhteşem bir mülküdür ve dünya sadece geçici bir manevra alanıdır.
  • Cennet, fena ve zevalin olmadığı, daimî nimetlerin bulunduğu bir diyardır.
  • Cennete giren kişi artık çıkmaz, çünkü orası ebedî meskendir. Ölüm, orada mevcut değildir.
  • Cennet ehli için ölümün ortadan kalkması en büyük sevinç kaynağıdır; çünkü ebediyen kalacaklarını bilirler.
  • Cehennem ehli için ise ölümün ortadan kalkması en büyük felakettir; çünkü acılarının son bulmayacağını anlarlar.
  • Kıyamet günü ölüm, bir koç suretinde kesilerek hem cennetliklere hem de cehennemliklere gösterilecek ve herkes ebedî durumunun farkına varacaktır.

Bu Çalışma Aşağıdaki Videodan Faydalanarak Hazırlanmıştır

Bunlara da bakabilirsiniz

Güzel Zamanlarda Ve Musibet Zamanlarında Nasıl Davranılmalıdır?

Eğer bir sıkıntı başına geldiyse, sakın şöyle deme: “Demek ki Allah beni terk etti, beni …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir