Kur’an-ı Kerim, insanların ellerindeki en güvenilir ve en mucizevî kitaptır. Diğer kitaplarda şüpheler ve tereddütler bulunabilir. Ancak, Kur’an-ı Kerim’de asla şüphe yoktur; o, hidayetin bizzat kendisidir. Allah’ın kelamı olan bu kitap dışında insanları doğru yola sevk eden başka bir kitap yoktur. Bu sebeple, Kur’an’a sarılmak ve onu esas almak gerekir.
Kur’an-ı Kerim’in mutlak hakimiyeti, Ümmet-i İslamiye’nin her cihette -efkârda, cihanda ve ahkâmda- hâkim olmasını gerektirir. Kur’an’ın hükümleri tüm cihana hâkim olmalıdır. Ancak, günümüzde Ümmet-i İslamiye’nin ahkâm-ı dinîyede gösterdiği teseyyüh (gevşeklik) ve ihmalin en mühim sebeplerinden biri, bu hakikati göz ardı etmektir.
İhmalin Kaynağı ve Kur’an’ın Merkezî Rolü
İnsanların dini hükümleri yerine getirmemelerinin sebebi bilgisizlik değildir. Alem-i İslam’ın, ahkâm-ı dinîde ihmalkâr olduğu aşikârdır. Ancak, mesele bilmemekten ziyade, Kur’an’ın zihinlerde yer etmemiş olmasıdır. Herkes namazın farz olduğunu bilir, orucun farz olduğunu bilir. Ancak, Kur’an’ın hakikatleri insanların kafalarında yer edinmediği için bu hükümler ihmale uğramaktadır.
Kur’an-ı Kerim’in hükümleri doğrudan doğruya Allah ve Resulü (s.a.v.) tarafından beyan edilmiştir. Bu beyanlar, Kur’an ve onun tefsiri mahiyetinde olan sünnet-i seniyyeden ibarettir. İçtihadi olan meseleler ise bu hükümler içerisinde oldukça az bir yer tutar.
Zaruriyat ve İhtilafi Meseleler
Dinî hükümler yüzde doksan oranında zaruriyattır. Zaruriyat, Resul-i Ekrem (s.a.v.)’in tebliği ile sabit olan ve insanların bilmemekte özrünün bulunmadığı hükümlerdir. Bu hükümler, Kur’an tarafından doğrudan doğruya beyan edilmiş ve Resulullah (s.a.v.) tarafından açıklanmıştır.
Kur’an-ı Kerim ve sünnetin malı olan bu zaruriyat, dinin esaslarını teşkil eder. İhtilafi olan meseleler ise, yüzde on nispetindedir. Bu meseleler, alimlerin içtihadı ile ortaya çıkan ve zamana, zemine göre değişkenlik arz edebilen hükümlerdir.
“Erkan ve ahkam-ı zaruriye ki yüz de doksandır. Bizzat Kur’an’ın ve Kur’an’ın tefsiri mahiyetinde olan sünnetin malıdır.”
Kur’an ve Hadisin Vazgeçilmezliği
Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması ve yaşanması, doğrudan Kur’an ve hadise dayalıdır. Dinî esasların çoğunluğu doğrudan Allah ve Resulü tarafından öğretilmiştir. Bu hükümler, alimlerin değil, Kur’an’ın ve sünnetin malıdır.
Kur’an-ı Kerim ve hadis olmadan din öğrenilemez. Alimler yalnızca nakledicidir. Kur’an ve hadisten öğrenilmeyen hükümleri yalnızca alimler bilir diye düşünmek büyük bir hatadır. Kur’an, doğrudan muhatabına hitap eder. Her Müslüman Kur’an’dan istifade edebilir.






