“Kim Allah’tan başka ilah olmadığını bilerek ölürse, cennete girer.” Bu, müminler için en büyük ve en teselli verici müjdelerden biridir. Bu hadis, imanın mahiyeti ve neticesi hakkında son derece önemli bir ölçü verir. Zira iman, sahibini ebedî kurtuluşa götüren en büyük sermayedir. İman ile hayata veda eden kimse, günahları ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın rahmetiyle sonunda mutlaka cennete girecektir. …
Devamını Oku »Etiket Arşivleri: iman
Subhâneke’nin Sırrı: Tesbihten Tevhide Kâinatın Lisanı!
(Mesnevî-i Nûriye, Şemme’nin Üçüncü Parçası Olan Onuncu Risale 1. Ders’ten) Tesbîhin Ma’nâsı ve Sübhaneke’nin Latif Nükteleri (Beraetü’l-İstihlâl Üzerine Bir Tahlil) Her kitap, besmele, ardından gelen hamdele ve salvele ile başlar. Bu, bir usûldür. Burada da Üstad Hazretleri, besmeleyi söyledikten sonra hamdele ve salvele kısmını, tesbihî bir hitapla, yani: “سُبْحَانَكَ” diyerek ifade etmektedir. سُبْحَانَكَ Seni tesbih ederim. Yani, vahdâniyyetini ve tevhîdini …
Devamını Oku »Gönderilen Peygamberlere Rağmen İnkâr Etmek!
Makale, Kur'an'ın sunduğu delillerin temelini peygamberlerin gönderilmesi hakikatine dayandırdığını açıklar. Allah, peygamberler vasıtasıyla insanlara doğru yolu göstermiş ve onları rehbersiz bırakmamıştır. Kur'an, akıl ve kalbin huzur bulması için deliller sunarken, peygamberler ise bu hakikatin en açık beyanıdır. İnkarcılar, mucizelere ve açık delillere rağmen peygamberlerin risaletini reddederler. Allah, tekvini ayetlerle ve vahiy yoluyla birliğini ispat ederken, melekler ve ilim sahipleri de bu hakikate şahitlik eder. Sonuç olarak, peygamberler insanların dünya ve ahiret saadeti için gönderilmiş rehberlerdir ve onların getirdiği mesajlar açık ve nettir.
Devamını Oku »Sahabenin Sebâtı ve Aff-ı İlâhiye Mazhâr Oluşu!
Makale, Ehl-i Sünnet vel Cemaat inancına göre hayır ve şerrin Allah tarafından yaratıldığını ve insanın iradesini doğru kullanarak sorumlu olduğunu vurguluyor. Allah, insanları bazen nimetlerle bazen musibetlerle imtihan eder; bu süreç insanın sabrını ve imanını sınamak içindir. Uhud Savaşı’nda sahabelerin yaşadığı zorluklar da büyük bir imtihan olmuş, ancak Allah onları affederek sabır ve sebatlarını ödüllendirmiştir. Sahabeler, bu derslerden güç alarak İslam’ı sağlam temeller üzerine oturtmuş ve 1400 yıldır ayakta kalmasını sağlamışlardır. Ayetler, kaderi ve tevhidi anlamamızı sağlarken, sahabenin üstünlüğünü ve imanlarını vurgular. Son olarak, insanın sorumluluğu, şerri işlediğinde ona ait olup, hayrın ise Allah’ın lütfu olduğu hatırlatılmaktadır.
Devamını Oku »Her İnsanın Kaderi Kendi Çabasına Mı Bağlıdır?
Makale, وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖ ayetini açıklayarak, insanın kaderi ve amel defteriyle olan ilişkisini ele alıyor. Kader, insanın amelleriyle uyumlu olarak yazılmıştır ve kişi yaptığı fiillerden sorumludur. Allah, insanın özgür iradesiyle nasıl hareket edeceğini bilir ve buna göre yaratır. Ancak bu bilgi, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kıyamet günü herkes, amel defterini açılmış halde görecek ve kaderde yazılanların gerçekleştiğine şahit olacaktır. Bazı kişiler bu ayeti yanlış yorumlayarak kaderi inkar etmeye çalışsa da ayet, kaderin ilahi ilim ve adaletle yazıldığını gösterir. Allah, her şeyi vuku bulmadan önce bilir ve ona göre yaratır; bu da O’nun sınırsız kudretini ve adaletini ortaya koyar.
Devamını Oku »




