İnsanın yaratılışında fert ve nev olarak Kitab-ı Mübîn’in kanunları ölçüsünde bir nizam ve mizan vardır. Safahat-ı hayatına yani geçirdiği hayatına, tavırlarına baktığın zaman da bir nizam ve mizanla gider. Zaman-ı Âdem’den kıyamete kadar veya her bir ferde de bakılsa hayatında bir nizam ve ölçü görülür.
Seni daimi bir plan içinde, her şeyini bilerek halk eden bir Hâlık, sen daha vücuda gelmeden evvel “Sen kimsin, ne amel işleyeceksin, ne yapacaksın?” bunu bilmeden yapar mı? Bu kadar nizamlı ve mizanlı bir mülkünde, tasarrufunda olaninsan, Allah’ın ilminden ve nizamından hariç olmuş olabilir mi? Böyle bir şey olsa bütün mülkü zayi olur. Muhammed aleyhisselatu vesselam’ı yaratırken onun ne olduğunu bilmeden, ne yapacağını bilmeden onu yaratmış olabilir mi? Veya Ebu Cehil’i yaratırken de onun nasıl gavur olacağını bilmeden yaratmış olabilir mi? Her şeyi bu kadar ölçü içinde yaratan bir zat, bu ölçüyü bozar mı?
İnsan her ne kadar irade ve ihtiyarıyla hareket ediyor olsa dainsanın ilmi ve ihtiyâri iradesi Allah’tan saklı değildir. Bu kadar muntazam iş yapan, evvelden ahire kadar her şeyi bilenbir Rabbi Zülcelal ne yaptığını bilmez mi?
Şu gözü bu kadar muntazam halk eden bir zat; o gözün neyi göreceğini bilmeden o gözü sana verir mi? O zaman bütün mülkünü tesadüfe bırakmış olur. Nizama baktığımız zaman da tesadüfün olmadığını görüyoruz. İnsan nevini halk eden Hâlık, bu alemde insanı yaratacağını, ondan sonra Muhammed aleyhisselatu vesselam’ın geleceğini, ona verdiği vahiyle bunu beşere göstereceğini bilmiyor mu?
هُوَ الَّذ۪ٓي اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَد۪ينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدّ۪ينِ كُلِّه۪ۙ
“Allah-ı Azimü’ş Şan, Resulü’nü hidayetle ve hak din ile gönderdi ki bütün dinler üzerine galip gelsin.”
Kader güneşten aşikardır ama adam kör olursa görmez. İnsan kendisi bilmediği için kendine kıyasla Allah Teala’nın bilmesine şaşırır. Yaratan hiç bilmez mi?
Üstad Hazretleri kaderi şöyle açıklamıştır:
Biri kitab-ı mübinin düsturlarıdır, “maddî vücudunda, bedeninde gözle görünen ölçü ve nizamdır”. Diğeri ise imam-ı mübinin düsturlarıdır, zamanboyutunda geçirdiği tavırlardır. Nereden geldiği, nereye gittiği, ne maksadının olduğu, ne mana ifade ettiği, neye hizmet ettiği de imam-ı mübinin program içindedir.
Bu da gösterir ki:
Ezelden ebede her şeyi ilmen ihâta eden, ihâta etmekle beraber takdir eden, programlayan ve her şeye hükmeden Rabbi Zülcelâl’dir. O’ndan gayrısı bu aleme müdahale edemez. Zerre kadar tesadüfe yer yoktur. Her şeyi bilmeyen tasarruf edemez. Allah mülküne sahiptir.
Hulasa olarak:
1. 00:01 – İnsan yaratılışında ve hayatında gözle görülür bir düzen ve ölçü vardır. Bu, “Kitab-ı Mübîn”in kanunlarıyla uyumludur.
Bu Çalışma Aşağıdaki Videodan Faydalanarak Hazırlanmıştır






